1730. Sadâbâd yanıyordu. On iki yıllık bir ihtişam, isyanın, yağmanın ve yıkımın ortasında çözülüyordu. Pasarofça Barışı’nın ardından başlayan on iki yıllık dönem; laleler, bahçeler, diplomasi, yeni fikirler ve saray ihtişamıyla İstanbul’a başka bir gelecek vaat etmişti. Fakat bu ihtişamın dışında yaşayanların gördüğü başka bir şehir daha vardı. Sadâbâd’ın Gölgesinde, 1718’den 1730 Patrona Halil İsyanı’na uzanan Lale Devri’ni, yedi ana hayatın kesişen hikâyeleri üzerinden anlatan edebî bir tarihsel kurgu. Enderun’da yetişen Vasıf, Sadâbâd’ın toprağına bağlanan Nesim, Paris’ten dönen kâtip Raşid, İbrahim Paşa’nın hanesindeki Nihal, İstanbul’a dışarıdan bakan Aurélie, Galata’nın para dünyasındaki Agop ve Balat’ın tıp geleneğinde yetişen Behor; aynı on iki yılı farklı pencerelerden yaşar. Ve onların yanında, Ferecik ile İstanbul arasında yol alan Deveci İbrahim vardır. Romanın kurmaca dünyasında onun hikâyesi, yazarın aile hafızasına dayanan gerçek bir yaşam izinden hareket eder. Barışın bedeli, güzelliğin kime ait olduğu, hafızayı kimin yazdığı ve bir düzen çökerken geride ne kaldığı soruları; Kâğıthane’den saraya, Galata’dan Balat’a uzanan çok katmanlı bir İstanbul anlatısında birleşir.
Baskılar
- Rey Cameleer · 395 sayfa
Okur yorumları
Sayfa numarası yazan yorumlar, o sayfanın gerisinde olan okurlara kapalı gelir. Okuma ilerlemeni girersen bu senin için otomatik çalışır.
Bu kitaba henüz yorum yazılmamış. İlkini sen yazabilirsin.
İletide bağlantı paylaşılamaz.